Anonakiler Değil, Araftakiler Geliyor! Bir Seçimin Kaderini “Küçük Hesaplar” Değil, Sessiz Çoğunluk Belirleyecek!
Araftakiler: Seçmen Davranışı Analizi ve Parti Taban Kaymaları
Siyasetin mutfağında yine o bildik, o bayat senaryo dönüyor.
Büyük partiler, o hantal “dev” bloklar, yine aynı nakaratın peşinde koşturuyor. Biri diğerini “Kürt oylarını pazarlık konusu yapmakla” suçluyor, öbürü berikini imkansız vaatlerle avutmakla itham ediyor. Kapalı kapılar ardında elli takla atılıyor, boş keseden vaatler uçuşuyor.
Hedef belli: Kürt seçmenin oyunu kapmak. Yani topu topu %5,70’lik bir oranın peşinde elli takla atıyorlar! Ama asıl körlük tam burada başlıyor; Ankara’daki beyler o yüzde 5’in labirentinde kaybolurken, partisine olan güvenini tamamen yitirmiş, AK Partili olsa da artık elini o ambleme götüremeyen, MHP’li ya da CHP’li olsa da mevcut politikalara isyan edip oyunu bağımsız adaylara kaydıran veya protesto edip evinde oturan o büyük “Araftakiler” ordusunu görmüyorlar. Siyaset baronları küçük hesapların peşinde koşarken, kendi elleriyle sadakati kırılmış devasa bir hayal kırıklığı bloğu yarattıklarının farkında bile değiller!
Peki, bir kitlenin oyu uğruna tüm dengeleri altüst edenler, kaş yaparken göz çıkardıklarının farkındalar mı? Küçük bir yüzdenin peşinde takla atarlarken, arkada kendi elleriyle devasa bir hayal kırıklığı bloğu, yani “Araftakileri” yarattıklarını görmüyorlar mı? At gözlüklerini takmışlar, kör dövüşüne devam ediyorlar.
Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. İstatistik yalan söylemez. Rakamlar adamın yüzüne gerçekleri tokat gibi çarpar! Hadi buyurun, hep birlikte Türkiye genelindeki o YSK tablosuna bir bakalım:
İşte tam bu noktada, Ankara’nın o boğucu siyaset kulislerinden sıyrılıp, Muğla’nın, Datça’nın o canım badem ağaçlarının esintisine bırakalım kendimizi. Halkın saf, temiz ve yapıcı sesine kulak verelim. Bizim buralarda siyaset bir taktik savaşı değil, bir yaşam üslubudur.
Bakınız, Muğla genelinde CHP ve AK Parti oyların %87,50’sini alarak koca bir gövde gösterisi yaptı yapmasına ama o geriye kalan, partilerinden umudunu keserek kenara çekilen ya da alternatif arayan %12,50’lik asil kitleye ne oldu? Hele Datça yereline indiğimizde karşımıza çıkan tablo çok daha derin bir felsefeyi barındırıyor.
Gelelim Datça’mıza… Datça’da iki büyük ittifakın (CHP ve MHP) toplam aldığı oy oranı %84,33. Yani matematiksel olarak bu iki yapının dışına çıkan, “Ben bu kutuplaşmanın bir parçası olmak istemiyorum” diyerek oyunu bağımsızlara dağıtan veya hiç sandığa gitmeyen tam %15,67’lik muazzam bir kitle var.
Asıl Büyük İllüzyon: Küçük Oranın Peşinde Koşarken Dev Bir Blok Yaratmak
Peki kim bu insanlar? Kim bu araftakiler? Hiçbir partiye güven duymayan, canı gönülden AK Partili, MHP’li ya da CHP’li olsa da artık elini o eski amblemlere götüremeyen; bir kısmı tercihini Mesut Yar gibi bağımsız figürlerden yana kullanan, bir kısmı da protesto edip sandıktan tamamen uzaklaşan, çaresiz, temiz, masum ve yorgun halk kitlesi…
Siyasiler “Kürtlerin blok oyunu alacağız” diye kırk takla atarken, Kürt seçmenin (DEM Parti eksenindeki) kemik oylarının ve aslında o çok bahsedilen, partisini terk eden kararsızların/bağımsız aday severlerin/sandığa küsenlerin çarpıcı gerçeğini tek bir ana vizyonda birleştirelim. İşte siyaset baronlarının ezberini bozacak o büyük büyük tasarım:
Rakamları alt alta koyduğumuzda gerçek ayan beyan ortada duruyor dostlar. Türkiye genelinde Kürt seçmenin ana siyasi blok temsilcisi olan DEM Parti’nin resmi oyu %5,70 civarındayken; kendi ana akım partilerine olan güvenini yitiren, sistemden umudunu kesip ya bağımsızların kapısını çalan ya da protesto eden o tertemiz, masum kitle %21,89’luk devasa bir erimeye işaret ediyor!
Siyasiler %5,70’lik, %2’lik küçük hesapların labirentinde kaybolurken, kendi tabanlarındaki o koca %21’lik sessiz çığlığı, o büyük sadakat kırılmasını körü körüne görmezden geliyorlar. O araftakiler, hırpalanmış ama vakur duruşlarıyla bir sonraki seçimin asıl kaderini ellerinde tutuyorlar.
Peki, Ankara’dakiler fildişi kulelerinden inip partisine küstürdüğü bu “güvensiz ve kararsız” araftakileri yeniden kazanmak için samimi, kucaklayıcı bir şeyler yapacaklar mı? Yoksa her zamanki gibi at gözlüklerini takıp kendi seçmenini bile yok saymaya devam mı edecekler? Bizden söylemesi; araftaki o sessiz çoğunluk uyandığında, kurulan tüm o yanlış dengeler kumdan kaleler gibi yıkılmaya mahkumdur.
* SEO Bilgilendirmesi & Kürt Seçmen Blok Oyu: Yüksek Seçim Kurulu (YSK) resmi istatistiklerinde seçmenlerin etnik kökenine dair bir veri tutulmamaktadır. This analizde yer alan veriler, Kürt seçmen blok oylarının takibi amacıyla, ilgili kitlenin ana siyasi temsilcisi niteliğindeki DEM Parti’nin YSK resmi sonuçlarındaki oy oranlarını yansıtmaktadır. Büyükşehirlerdeki bazı stratejik oy kaymaları (kent uzlaşısı) bu oranın dışındadır.
** YSK Resmi Verileri Kararsızlar & Protesto Blok Analizi: Seçim mevzuatında “kararsız oy” şeklinde resmi bir sandık tescili bulunmamaktadır. Dolayısıyla analizdeki araftakiler tanımı; YSK verilerindeki sandığa gitmeyen seçmen oranları, geçersiz oyların toplamı ve kendi partisine küserek bağımsız adaylara ya da tepki partilerine yönelen kararsız/güvensiz seçmenlerin sosyolojik bütününü ifade etmektedir.
Siz Analiz Etmeden Ben Yapayım, Çuvaldızı Kendime Batırayım. Çarpılmasın Bir Şey…
Ne Anlatmak İstedim?
Türk siyasetindeki “büyük sadakat kırılmasını” ve partilerin kendi tabanlarına karşı körleşmesini deşifre ediyorum. Anlatmak istediğim şey basitçe bir “sandığa gitmeme” eylemi değil; seçmenin zihnen ve kalben yaşadığı büyük göçtür.
Parti liderlikleri yukarıda %5,70’lik blok oylar için fırtınalar koparıp taklalar atarken, aşağıda dip dalga olarak büyüyen asıl büyük sarsıntıyı kaçırıyorlar: Kendi evlatlarını kaybediyorlar. Muhafazakar olup AK Parti’ye eli gitmeyenleri, milliyetçi olup MHP’den uzaklaşanları, seküler/ulusalcı olup CHP’ye küsenleri; yani partilerin kendi öz tabanlarındaki “güvensizlik ve kararsızlık” dalgasını anlatmaya çalışıyorum. Bu kitlenin bir kısmının Datça’da Mesut Yar örneğinde olduğu gibi refleks olarak bağımsızlara sığındığını, bir kısmının ise evinde oturup protesto ettiğini rakamlarla kanıtlıyorum.
Benim Tarafım Neresi?
Aslında tarafımı bu kez çok daha keskin bir şekilde, net hatlarla belli ediyorum: Ben, “Siyasi Yetimlerin” yani partisiz bırakılmış, hayal kırıklığına uğratılmış geleneksel seçmenin tarafındayım. Yani saf, temiz, gerçek halkımın yanındayım. 40 yıldır bu işi yaparken de hep onların içinde ve yanlarında oldum. Bu şekilde de devam edeceğim. Halkının yanında olmak bana göre anarşistliktir. Belki de anarşinin tarifinde bu bölüm öne çıkmalı.
Ne statükocu büyük blokların yanındayım ne de etnik/ideolojik pazarlık yapan odakların yanındayım. Ben masum ve temiz halkımın yanındayım. Hor görülen halkım aslında hepsinden daha evrenseldir bana göre.
Ben, ideolojisi ne olursa olsun (“AKP’li olsa da, MHP’li olsa da, CHP’li olsa da”) ortak paydası “güven kaybı, çaresizlik ve temiz bir arayış” olan asıl halk kitlesinin sözcülüğünü yapıyorum. Evet, benim haddime. Çünkü ben onlardan biriyim. Bu mesleğe başladığımda ‘duruşunu seç’ demişlerdi. Ben bunu seçtim, çok da mutluyum.
Benim safım; Ankara’daki genel merkez koridorları değil, partiler üstü bir sağduyuyla bağımsız adaylara şans veren veya sessizce tepkisini koyan sokaktaki sağduyulu vatandaştır.
Hedefim Nedir?
Hedefim, genel başkanların ve parti kurmaylarının yüzüne “Kendi tabanınızı eriterek ittifak kuramazsınız” gerçeğini çarpmaktır.
Hedefim partilere, bir Siyasi Uyanış Çağrısı yapmaktır. Dışarıda yapay müttefikler ararken içerideki masum ve temiz halkı nasıl yalnız ve çaresiz bıraktıklarını göstermeyi hedefliyorum.
Ezber bozmak istiyorum. Seçim analizlerindeki o sığ “Kürt oylarını pazarlık konusu yapmak” tartışmasını bir kenara fırlatıp, “Sizin kendi seçmeniniz elinizden kayıp gidiyor, aklınızı başınıza alın” uyarısında bulunuyorum.
Geleceğe Not Düşmek İstiyorum. Bir sonraki seçimin kaderini fildişi kulelerdeki o küçük matematiksel hesapların değil, partilerine küsüp “arafta” bekleyen bu devasa, nitelikli ve güvensiz çoğunluğun belirleyeceğini ilan ederek siyasete acil bir çekidüzen verme çağrısı yapıyorum. Ve bunu bugün bu tarihte yapıyorum, arşivlenecektir. İlla ki bir gün biri bunu konuşacaktır.
Benim Yüzüm Ak;
Eğer ki varsa diğer alem, eğer bir soru varsa sorulacak, benim cevabım evet iyi bir şeyler yaptım, halkım için elimden geleni yaptım. Ama bu alemdeki toz zerresi kadar, ama “hiç”in bile varlığı kadar da olsa yaptım.
Kategori: Siyaset Bilimi / Siyasal İletişim / Seçmen Davranışı Raporu
Arşiv Kodu: SD-2024-TR / Gelecek Projeksiyonu




