Bazı insanları tanımak için yaptıkları görevlere bakmak yeterli değildir. Hatta bazen bir insanı, taşıdığı unvanı bir kenara bıraktığınızda tanımaya başlarsınız.
☆☆☆
Oktay Bala – Keyifli Datça Haber Genel Yayın Yönetmeni
E ge Curacı ile röportaj yapmak fikri aslında bugün ortaya çıkmadı. Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi Datça İlçe Başkanı Sezai Öz ile siyasetten uzak, “bir insan portresi” ortaya koymaya çalıştığımız özel bir röportaj gerçekleştirmiştik. Tam da o sırada sürpriz bir açıklamayla Sezai Öz görevinden ayrıldı ve CHP Datça İlçe Başkanlığı görevine Ege Curacı geldi. Bu sürpriz istifa ile hemen hemen aynı günlere denk gelen Sezai Öz röportajı 2 katı okunma kaydetmişti. Gururlandık…Biz o günlerde de Ege Curacı’ya yeni görevi vesilesiyle ziyaretinde bulunmak istedik. Asıl amacımız, bu yeni ismi “tanıyan tanımayan”, “duyan duymayan” herkese yeniden takdim etmekti. Ancak Datça’da ve Türkiye siyasetinde yaşanan hızlı gelişmeler, bütün taşların yerinden oynaması, zeminin kayganlaşması halleri “planladığımız röportajı” bugüne kadar taşıdı.
Zaman eskidi ama makan yenilendi. Şimdi Ege Curacı Yeni Parti Datça İlçe Başkanı ve röportajımız güncelliğini koruyor.
Dolayısıyla bugün kendisine, gecikmiş bir “hayırlı olsun” demiyoruz. Taşlar henüz oturdu!

Bugün ki röportajın konusu Ege Curacı’nın yeni görevi değil, kişiliği üzerine, kürsüden uzak hayatın içindeki Ege Curacı’nın portresi.
Ege Curacı’nın hikâyesi, herhangi bir siyasi görevle başlamıyor. Annesi Belenköylü, babası Mesudiyeli. Datça’da büyümüş, ilkokul dördüncü sınıfa kadar burada okumuş.
Eğitim hayatı onu Datça’nın dışına çıkarmış; ancak mesleğini edinip iş deneyimini tamamladıktan sonra, kendi ifadesiyle “koşa koşa” memleketine dönmüş.
O bir İnşaat mühendisi…
Yıllar içerisinde hem siyasi örgütlenmelerde hem de meslek örgütünde farklı görevler üstlenmiş. Fakat anlattığı hikâyede dikkat çeken bir başka ayrıntı sizin de ilginizş çekecek: Hiçbir görevi kendisinin istemediğini, içinde bulunduğu yapının zamanla onu farklı sorumlulukların başına getirdiğini söylüyor.
Bugün ise üzerinde yalnızca bir ilçe başkanlığı sorumluluğu yok.
Bir yaşında bir kızı, işi, ailesi ve yeni kurulmuş bir siyasi örgütün getirdiği yoğun bir tempo var.
Bütün bunların arasında hâlâ Ege Curacı’nın Datça’da kendisine ait “mütevazı ama idealist, sosyalist bir dünyası” bulunuyor.
Tatilcilerin azaldığı zamanlarda gidildiğinde insana “yaşadığını hissettiren” Knidos… Bir arkadaşıyla ortak aldığı, fırsat buldukça Gök Liman ile İnceburun arasında sakin bir koyda demirledikleri küçük tekne… Günün en sevdiği vakti olan akşamüstü ise kalbiyle eş zamanlı atan Datça hayatına dair…
Haş böyle olunca, Datça’ya yeninyerleşmiş gönlü Yeni Parti’de olan, eski yeni kim varsa Geni Parti Datça İlçe Başkanlığı’nın başındaki ismi takdim etmek istedik.
Kendisine siyaseti değil, hayatı sorduk.
Datça’yı sorduk. Çocukluğunu, mesleğini, insan ilişkilerini, zaman içinde değişen hayatını sorduk. Bir insanın sahip olduğu makamla, o makamdan bağımsız olarak taşıdığı değerler arasındaki mesafeyi sorduk.
Ve elbette, yıllardır içinde bulunduğu mücadelelerin ona ne kattığını…
Yanıtlarında sık sık aynı kavramlara dönüyor: eşitlik, özgürlük, insan onuru, örgütlü mücadele ve yaşadığı yere karşı sorumluluk.
Siyasetteki en büyük kırmızı çizgisini ise tek bir cümleyle tarif ediyor:
“İnsanları siyasi görüşlerinden dolayı düşmanlaştırmak.”
Belki Ege Curacı’yı tanımak için en doğru başlangıç noktası da tam olarak burası.
Çünkü bu röportaj, bir ilçe başkanının ne yapacağını anlatmaktan çok, ilçe başkanlığı koltuğuna oturan insanın kim olduğunu anlamaya ankatmaya çalışıyor.
Kürsüden uzakta, Ege Curacı’yı kendi hikâyesiyle tanımaya çalıştık. Buyurun, Ege Curacı’yı tanıyalım.
☆☆☆

Kürsüden Uzakta: Ege Curacı
Datça’da yaşamak, buranın ritmine uyum sağlamak her dışarıdan gelen için kolay değildir. Sizin bu coğrafyayla ilk temasınız, buranın hangi yönüyle kalbinizde yer etmesiyle başladı?
Ben Datçalıyım. Annem Belenköylü, babam Mesudiyeli. Datça’da büyüdüm. İlkokul dördüncü sınıfa kadar burada okudum; ortaokul, lise ve üniversite eğitimimi ise Datça dışında tamamladım.
Mesleğim inşaat mühendisliği. Mesleğimiz, özellikle böyle küçük ilçelerde, kendi büronuzu açarak eğitimini aldığınız işi yapabileceğiniz nadir mesleklerden biri. Biraz iş deneyimi ve askerliğin ardından, tabiri caizse, koşa koşa memleketime geri geldim.
Eğitim nedeniyle Datça dışında kaldığım süreçte de her Datçalı genç gibi yaz tatillerinde, ara tatillerde, bayramda seyranda hep memleketimize geliyorduk. Burada büyüdüm, buradan kopamadım; kopabileceğimi de sanmıyorum.
Datça, özellikle yerleşik nüfus arasında gelir farklarının çok keskin olmadığı, insanların özgürlük alanlarının daha geniş olduğu; doğasıyla ve insanıyla yaşanabilecek bir kasaba. Bu sebeple burada yaşamak benim için oldukça keyifli.
Bugün ilçe başkanlığı gibi ağır bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Ancak bu unvanı bir kenara bıraktığımızda, Ege Curacı’nın gün içinde sığındığı, rüzgârı ya da sakinliğiyle huzur bulduğu o spesifik Datça köşesi neresidir?
Başa Knidos’u koyabiliriz. İnsan oraya gittiğinde, özellikle tatilcilerin daha az olduğu dönemlerde, gerçekten yaşadığını hissediyor. Binlerce yıllık yaşanmışlığın olduğu bir yerde, müthiş bir doğanın içerisinde olduğunuzu hissediyorsunuz.
Misafirlerimizi de zaman zaman Knidos’a götürüyoruz. Oranın tanımlayamadığımız bir enerjisi var; giden büyüleniyor. “Oranın suyundan içen de ayrılamıyor” derler, onu da ayrıca söyleyeyim.
Knidos dışında, şu anda pek binemediğim, bir arkadaşımla ortak aldığımız ufak, takma motorlu bir teknemiz var. Geçen yıllarda her fırsat bulduğumuzda atlayıp Gök Liman ile İnceburun arasına gider, sessiz sakin bir yere çekilip kafa dinlerdik. Ancak aldığım sorumluluk gereği bu yaz oldukça yoğun bir süreçten geçiyoruz, fırsat bulup pek binemedim.
Siyasetin İnsanî Yüzü ve Motivasyon
Günümüz insanı siyasete ve siyasetçilere karşı doğal bir mesafeye, hatta tükenmişliğe sahip. Sizi bu masanın arkasına, bu sorumluluğu almaya iten asıl içsel itki neydi? Hangi eksikliği ya da aksaklığı gördüğünüzde “ben de buradayım” dediniz?
Ben siyasete ilçe başkanı olmak için başlamadım. Çok genç yaşta siyasetin içerisine girdim ve yıllar içerisinde gençlik kollarından ilçe yönetimine, ilçe başkan yardımcılığından ilçe seçim kurulu üyeliğine kadar farklı kademelerde görev yaptım.
Sivil toplum tarafında da üç dönem TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Datça Temsilciliği ve genel kurul delegeliği yaptım.
Hem partide hem de Odada hiçbir zaman bir görev talep etmedim. Bulunduğum örgüte ne kadar destek olabilirim, ne katabilirim düşüncesi ve sorumluluğuyla hareket ettim. Aldığım görevlerde de hep yedekten geldim, asil oldum; oradan başkan, temsilci oldum. Kademe kademe, içerisinde bulunduğum örgütler beni bir yere getirip koydu ve “Sen bunu yapacaksın, yapmalısın.” dedi.
Beni siyasetin içinde tutan temel duygu ise aslında çok basit: Yaşadığım yere ve ülkeme dair bir problem gördüğümde sadece şikâyet eden tarafta kalmak istemiyorum.
Siyasete olan güvenin azalmasını da anlayabiliyorum. Çünkü insanlar çok fazla söz duydu, çok fazla kavga izledi. Bence siyasetin yeniden güven kazanmasının yolu daha fazla konuşmaktan değil; insanlarla gerçek bir ilişki kurmaktan ve söylediklerinizle yaptıklarınız arasındaki mesafeyi mümkün olduğunca azaltmaktan geçiyor.
Benim “Ben de buradayım.” deme sebebim biraz bu. Bir şeylerin değişmesini istiyorsanız, zamanınızdan ve hayatınızdan da bunun için bir şey vermeniz gerekiyor.
Sokakta yürürken, esnafla selamlaşırken ya da bir kahvehanede otururken üzerinizdeki “ilçe başkanı” etiketini ne kadar hissediyorsunuz? İnsanlar sizinle konuşurken en çok hangi derdiyle dertleniyorlar?
Açıkçası günlük hayatımda çok hissetmiyorum. Hissedecek vakit de pek bulamadım. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı olduktan yaklaşık bir hafta sonra kamuoyunda tartışmalı olan mahkeme kararı çıktı. O günden beri de çok hızlı bir süreç yaşıyoruz. Yeni bir parti kurduk, örgütlenmemizi tamamladık, resmî prosedürlerimizi yerine getirdik, bina ve çalışma olanaklarımızı oluşturduk. Her şey çok hızlı gelişti.
Herhalde Datça tarihinde rahmetli Raif Dinçeriş’ten sonra iki farklı partide ilçe başkanlığı yapan ikinci kişi de benim.
Zaten Datça gibi bir yerde “ilçe başkanı” etiketini çok fazla hissetmeniz de mümkün değil. Dün birlikte kahve içtiğiniz, sokakta karşılaştığınız insan, bugün siz bir görev üstlendiniz diye size başka türlü davranmıyor. Bence doğrusu da bu.
İnsanların sizinle rahat konuşabilmesi çok kıymetli. Bazen belediyeyle ilgili bir konu geliyor, bazen ekonomik sıkıntılar, bazen bir yol, imar ya da altyapı problemi… Bazen de insanların tek istediği gerçekten dinlenmek.
Ben siyasette makamla insan arasına mesafe koymayı doğru bulmuyorum. Hele böyle küçük bir ilçede ilçe başkanlığı geçici bir görev. Datça’da karşılaştığımız insanlar ise komşumuz, arkadaşımız, esnafımız. Görevler biter, o ilişkiler devam eder.
Kent, Gelecek ve Duruş
Datça, Türkiye’nin nadir kalan sığınaklarından biri. Hızlı bir değişim ve betonlaşma baskısı altında. Bir siyasetçi olarak değil, bu coğrafyayı seven bir birey olarak Datça’nın on yıl sonraki silüetine baktığınızda sizi en çok korkutan ve en çok umutlandıran şey nedir?
Aslına bakarsanız çok korkmuyorum. Çünkü Datça’yı koruyacak bir Özel Çevre Koruma Planımız var. Datça-Bozburun Yarımadası ÖÇK, yani Özel Çevre Koruma Bölgesi ve bu bölgeye ilişkin bir koruma imar planımız var. Bu plan hazırlanırken gerekli bilimsel çalışmalar yapılmış ve imara açılabilecek alanlar belirlenmiş.
Yani aslında Datça’nın bir nevi “yapılaşma anayasası” var. Bu anayasayı deldirmeyip ona sahip çıkarsak, herkesin korktuğu Bodrum, Kuşadası vb. örneklerde olduğu gibi Datça’da yapıların kat adetlerinin artırılması ya da yeni alanların gelişigüzel imara açılması mümkün değil.
Plan dâhilinde olup henüz yapılaşmamış alanlar elbette var. Ancak bunlar zaten mevcut planın içerisinde bulunan alanlar. Bu bölgelerde yapılaşma çevresel etki ve doğal yaşam açısından baştan öngörülmüş durumda; esas olarak altyapının buna uygun biçimde geliştirilmesi gerekiyor.
Bizim asıl korkmamız gereken, bu “anayasayı” delmeye çalışanlar; mevzuata aykırı plan yapmak isteyenler ve tepeden inme planlarla Datça’nın mevcut koruma dengesini değiştirmeye çalışanlardır. Bunlara engel olabilmek ise ancak örgütlü bir mücadeleyle ve halkın bu mücadeleye katılmasıyla mümkün olur.
Bunun yanında mevcut planlı alanlarımızın alt ölçekli planlarını bir an önce tamamlamalı, gerekli çalışmaları yapmalı ve varsa deprem açısından riskli yapıları kentsel dönüşüme sokmalıyız. Datça’nın ihtiyaç duyduğu yapı stoğunu, yeni alanları plansız biçimde açmak yerine mevcut planlı alanlarda sağlıklı ve kontrollü bir şekilde karşılayabiliriz.
Siyaset genellikle uzlaşıdan çok çatışma alanı olarak bilinir. Sizin siyaset yapma biçiminizde asla taviz vermeyeceğiniz, “ben bunu yapmam” dediğiniz o kırmızı çizginiz nedir?
İnsanları siyasi görüşlerinden dolayı düşmanlaştırmak.
Siyasette elbette sert tartışmalar olur. Fikir ayrılıkları olur, bazen çok ciddi mücadeleler de verirsiniz. Ama karşınızdaki insanın onurunu hedef aldığınız anda siyaset başka bir şeye dönüşüyor.
Datça küçük bir yer. Bugün siyasi olarak karşı karşıya geldiğiniz biriyle yarın aynı masada oturabilir, aynı cenazeye gidebilir, aynı sorun için birlikte mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz.
Ben eleştiriden hiçbir zaman rahatsız olmam. Hatta siyasette eleştirinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Ama kişisel husumeti siyasete, siyaseti de kişisel husumete dönüştürmemeye çalışırım.
Siyasette kırmızı çizgi tanımlamak biraz zor. İnsani değerlerimizden vazgeçmeyelim, yeter.
Kısa notlarla kahve molası
Günün en sevdiği vakti hangisi?
Akşamüstü.
Datça’da vazgeçemediği ritüel nedir?
Ritüel mitüel pek kalmadı. Evde bir yaşında bir kız çocuğum var, partimizi de yeni kurduk. Aile, iş ve siyaset üçgeninde eski ritüellerimden biraz uzak kaldım.
Masasında şu an okuduğu veya durduğu kitap hangisi?
Tanrı ile Sohbet 3.
Siyasetteki asla değişmeyen ve değişmeyecek temel düsturu?
Lise çağlarımdan beri sol-sosyalist mücadelenin hep içinde oldum. Bütün bu mücadelelerin temelinde benim için hep aynı dürtü, aynı düstur vardı: Eşit, özgür ve insan onuruna yaraşır bir yaşamın sağlanması. Bundan sonra da öyle olacak.
MÜÇEP
Birçok projede önemli itirazlarıyla kimi kesimin sempatisini kazanan, kimi çevrenin ise Datça’nın gelişmesinde bir önleyici olarak tanımladığı MÜÇEP’in tam anlaşılmadığını düşünenlerdenim. Kargı’da iptal olunan projeyi inceledim. Sanki oluru vardı, ayrıca Mesudiye’deki planlamanın olumlu tepki aldığı görünüyor. Burada kırmızı çizgi nedir, ne olunca oluyor da ne olunca olmuyor?
İnşaat Mühendisleri Odası, TMMOB çatısı altında bir meslek odasıdır. Ben de yıllarca Oda içerisinde birçok mücadelede yer aldım. TMMOB, Türkiye’de çevre mücadelelerinin en fazla içerisinde olan örgütlerden biridir. Kargı’daki davaya da TMMOB müdahil olmuştu.
Buradaki mesele, az önce de bahsettiğim gibi, planın tepeden inme olması ve bizim “anayasa” olarak tanımladığımız koruma planını delmesiydi.
Kargı hâlihazırda bu koruma planı içerisinde yer alıyor ancak bunun sınırları belli. Orada, arka tarafta büyük bir Hazine arazisi bulunuyor. Yapılan plan, bu arazinin satışı öncesinde katma değer yaratmaya yönelikti ve burada yaşayan halkın yararı yeterince gözetilmeden hazırlanmıştı. Nitekim mahkeme de bu yönde karar vererek planı iptal etti.
Köylerde şu anda çalışması yapılan planlar ise zaten imarlı olan bölgelerin uygulama planlarının hazırlanması niteliğinde. Bu planlar hazırlanırken yüklenici firma buraya geldi; hem Mimarlar Odası hem de İnşaat Mühendisleri Odası ile plan notları üzerine değerlendirme toplantıları yaptı. Ardından halka, o köylerde yaşayan insanlara ve muhtarlara danışıldı. Köylerin gelenekleri, sosyolojik yapısı ve gerçek ihtiyaçları anlaşılmaya çalışılarak planlar hazırlanıyor.
Bu noktada çok fazla itiraz oluşacağını sanmıyorum. Aradaki temel fark aslında bu: Bir yerde mevcut koruma planını tepeden inme bir kararla delmeye çalışıyorsunuz; diğerinde ise zaten planlı bir alanı, orada yaşayan insanlarla ve ilgili meslek odalarıyla konuşarak düzenliyorsunuz.
☆☆☆
Ege Curacı’nın Kendi Sözlerinden
“Ben siyasete ilçe başkanı olmak için başlamadım.”
“Yaşadığım yere ve ülkeme dair bir problem gördüğümde sadece şikâyet eden tarafta kalmak istemiyorum.”
“İnsanları siyasi görüşlerinden dolayı düşmanlaştırmak.”
“Eşit, özgür ve insan onuruna yaraşır bir yaşamın sağlanması.”
“Görevler biter, o ilişkiler devam eder.”
“İnsani değerlerimizden vazgeçmeyelim, yeter.”
Kaynak: Keyifli Datça’nın Ege Curacı ile gerçekleştirdiği özel röportaj.
☆☆☆
Ege Curacı Kimdir?
Ege Curacı, Datça’da büyümüş bir inşaat mühendisidir. Annesi Belenköylü, babası Mesudiyeli olan Curacı, ilkokul dördüncü sınıfa kadar eğitimini Datça’da sürdürdü. Ortaokul, lise ve üniversite eğitimini Datça dışında tamamladıktan sonra mesleki deneyimi ve askerlik sürecinin ardından kendi ifadesiyle “koşa koşa” Datça’ya döndü.
İnşaat mühendisliği mesleğinin yanı sıra uzun yıllardır siyasi örgütlenmeler ve meslek örgütü içerisinde çeşitli görevler üstlenen Curacı, gençlik kollarından ilçe yönetimine, ilçe başkan yardımcılığından ilçe seçim kurulu üyeliğine kadar farklı kademelerde görev yaptı.
Curacı, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Datça Temsilciliği ve genel kurul delegeliği görevlerinde de bulundu; kendi anlatımına göre üç dönem İnşaat Mühendisleri Odası Datça Temsilciliği yaptı.
Siyasi görevlerini hiçbir zaman kendisinin talep etmediğini, içinde bulunduğu örgütlerin zaman içerisinde kendisine farklı sorumluluklar verdiğini belirten Curacı, siyasetteki temel motivasyonunu ise yaşadığı yerde ve ülkesinde gördüğü sorunlar karşısında yalnızca şikâyet eden tarafta kalmamak olarak tanımlıyor.
2026 itibarıyla Yeni Parti Datça İlçe Başkanı olarak görev yapan Ege Curacı, siyasi kimliğinin dışında Datça ile güçlü bir bağ kuran, ailesi, mesleği ve yaşadığı coğrafyayla ilişkisini önemseyen bir isim olarak öne çıkıyor.
Kendisini ve siyasi anlayışını tarif ederken eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yaraşır bir yaşam vurgusu yapan Curacı’nın siyasetteki en belirgin kırmızı çizgisi ise kendi ifadesiyle “insanları siyasi görüşlerinden dolayı düşmanlaştırmak.”
Bu röportajda Ege Curacı’yı yalnızca taşıdığı siyasi unvan üzerinden değil; çocukluğu, mesleği, Datça’ya bağlılığı, aile hayatı, yaşam alışkanlıkları, çevre ve kent politikalarına bakışı ve siyasete yüklediği anlam üzerinden tanımaya çalıştık.
☆☆☆
Ege Curacı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ege Curacı kimdir?
Ege Curacı, Datça’da büyümüş bir inşaat mühendisidir. Uzun yıllardır siyasi örgütlenmeler ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası içerisinde çeşitli görevlerde bulunmuştur. 2026 itibarıyla Yeni Parti Datça İlçe Başkanı olarak görev yapmaktadır.
Ege Curacı nerelidir?
Ege Curacı Datçalıdır. Annesi Belenköylü, babası Mesudiyelidir. Datça’da büyümüş ve ilkokul dördüncü sınıfa kadar eğitimini burada sürdürmüştür.
Ege Curacı ne iş yapıyor?
Ege Curacı inşaat mühendisidir. Mesleki çalışmalarının yanı sıra uzun yıllardır siyasi örgütlenmeler ve meslek örgütü içerisinde çeşitli görevler üstlenmektedir.
Ege Curacı hangi siyasi partinin Datça ilçe başkanıdır?
Ege Curacı, 2026 itibarıyla Yeni Parti Datça İlçe Başkanıdır.
Ege Curacı siyasete nasıl başladı?
Curacı, siyasete ilçe başkanı olmak amacıyla başlamadığını söylüyor. Çok genç yaşta siyasetin içerisine girdiğini ve yıllar içerisinde gençlik kollarından ilçe yönetimine kadar farklı kademelerde görev yaptığını anlatıyor.
Ege Curacı daha önce hangi görevlerde bulundu?
Ege Curacı, siyasi örgütlenme içerisinde gençlik kolları, ilçe yönetimi, ilçe başkan yardımcılığı ve ilçe seçim kurulu üyeliği gibi farklı görevlerde bulunduğunu belirtiyor. Ayrıca TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Datça Temsilciliği ve genel kurul delegeliği yaptı.
Ege Curacı’nın Datça ile ilişkisi nedir?
Ege Curacı Datça’da büyüdü ve eğitim hayatının bir bölümünü burada geçirdi. Mesleki deneyim ve askerlik sürecinin ardından kendi ifadesiyle “koşa koşa” Datça’ya döndü. Datça’dan kopamayacağını ve burada yaşamaktan keyif aldığını söylüyor.
Ege Curacı’nın siyasetteki temel düsturu nedir?
Curacı, lise yıllarından beri sol-sosyalist mücadelenin içerisinde olduğunu belirtiyor. Kendi ifadesiyle temel düsturunu “eşit, özgür ve insan onuruna yaraşır bir yaşamın sağlanması” olarak tanımlıyor.
Ege Curacı’nın siyasetteki kırmızı çizgisi nedir?
Ege Curacı’nın röportajda açıkça ifade ettiği kırmızı çizgi, “insanları siyasi görüşlerinden dolayı düşmanlaştırmak.” Siyasi tartışma ve eleştirinin gerekli olduğunu ancak kişisel husumetin siyasete taşınmaması gerektiğini düşünüyor.
Ege Curacı Datça’nın geleceği hakkında ne düşünüyor?
Curacı, Datça’nın mevcut koruma planlarının korunması gerektiğini düşünüyor. Özellikle tepeden inme planlarla koruma dengesinin değiştirilmesine karşı çıkıyor; planlama süreçlerinde halkın, muhtarların ve ilgili meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınmasını savunuyor.
Ege Curacı’nın Datça’da en sevdiği yer neresi?
Ege Curacı röportajda Knidos’u Datça’da kendisini en fazla etkileyen yerlerin başında gösteriyor. Özellikle tatilcilerin azaldığı dönemlerde Knidos’un insana “yaşadığını hissettiren” bir yer olduğunu söylüyor.
Ege Curacı’nın en sevdiği günün vakti hangisi?
Röportajda günün en sevdiği vaktinin akşamüstü olduğunu söylüyor.




