Keyifli Datça Ne Bir Belediye Yönetiminin Ne de ona muhalif olanların medyasıdır.
Bizim sahibimiz halktır.
Esnaftır.

Tüm kamu kuruluşlarına, yöneticilerine, siyasi kişilere ve siyasi partilere aynı mesafedeyiz.
Peki neden olumsuz haberleri her fırsatta yayınlamıyoruz?
Neden belediye başkanını yerden yere vurmuyoruz?
Çünkü Datça’da gazetecilik yapıyoruz.
Eğer büyük bir şehirde olsaydık, elbette çok daha sert bir yayıncılık anlayışımız olabilirdi. Bunu yıllarca yaptık da.
Bedrettin Dalan bizden az çekmedi.
Bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da belediye başkanıydı. O da bir sabah masasında yeni çıkan güçlü bir ilaveyle karşılaştı. Hürriyet’in “İstanbul İlavesi” o dönem tüm İstanbul belediyelerinin haberleriyle dolup taşıyordu.
Hani Datça’dan bakıp imrendiğiniz o dev medya kuruluşları var ya…
Biz oralardan geliyoruz, biz derken bir kısmımız hala içerde, emeklilik için gün sayıyor.
Ne haberin ne olduğunu, ne de muhalif gazeteciliğin nasıl yapılacağını Datça’da yeni öğrenmedik.
Ama bugün başka bir yerdeyiz.
Bugün Aytaç Kurt vardır. Yarın başka biri olacaktır. İsim değişir, makam değişir, siyasi kimlik değişir. Benim mesleki mesafem değişmez.
Neden İstanbul’da yaptığımız gazetecilikle Datça’daki aynı değil, aşağıda izah etmeye çalıştım, vakti olana…
Neden her olumsuzluğu haber yapmıyoruz?
Mesele artık kişi değil yayıncılık anlayışımız. Biz esnafımızın hizmetlerini ödüllendiriyoruz, plaket veriyoruz. İşlerini geliştirmelerinde hem editoryal hem de yazılım desteği veriyoruz.

Datça’yı ziyaret eden misafirlerin yorumları ve görüşleri incelenerek yapılan değerlendirmelerle belirlenen işletmelere Keyifli Datça Turizm Plaketleri verildi.
.
Özellikle Keyifli Datça Haber Portalı açısından bunun en önemli nedeni Datça’nın turizm geliridir.
Bu ilçede ekmeğini turizmden kazanan binlerce insan var.
Otelci var.
Restoran sahibi var.
Tekneci var.
Esnaf var.
El emeğiyle üretim yapan kadın var.
Sokakta müzik yaparak geçimini sağlayan genç var.
Datça’nın itibarı yalnızca belediyenin meselesi değildir.
Datça’nın itibarı, Datça’da yaşayan herkesin ekmeğidir.
Bu nedenle olumsuz gördüğümüz bir konuyu mümkün olduğunca ilgili kişiyle, kurumla veya yetkiliyle konuşuyoruz.
Bir sorun varsa söylüyoruz. Bir fikrimiz varsa sunuyoruz.
Çünkü internet yayıncılığının nasıl çalıştığını biliyoruz.
Bugün yayınlanan bir haber, yıllar sonra bile Google aramalarında insanşarım karşısına çıkabiliyor.
Datça’yı araştıran bir ailenin karşısına;
“Her yer çöp.”
“Datça Muğla’nın en pis ilçesi.”
“Datça’da hayat bitti.”
“Yine çukur, yine kaza”
gibi içeriklerin çıkmasını istemiyoruz.
Eşiyle, çocuklarıyla Datça’ya gelme hayali kuran bir ailenin, tam bir esnafımızdan rezervasyon yaptıracağı sırada karşısına çıkan bir haber nedeniyle kararından vazgeçmesini istemiyoruz.
Bir yönetime kızıp Datça’yı cezalandırmıyoruz.
Bir kuruma kızıp esnafın ekmeğiyle oynamıyoruz.
Bir siyasi tartışmanın bedelini halka ödetmiyoruz.
Çünkü bizim kırmızı çizgimiz halktır.
Esnaf halktır. Biz bunu 1986’dan beri böyle yapıyoruz.
El işi yapan kadın esnaftır, annemizden biliyoruz.
Sabaha kadar kaldırımda flüt çalarak para kazanmaya çalışan müzisyen halktır.
Teknesiyle ekmek kazanan kaptan halktır.
Pansiyonunu ayakta tutmaya çalışan aile halktır.
Ve biz gazeteciliğimizi, onların ekmeğini gözden çıkararak yapmayoruz.
Emlak, inşaat, arsa peşinde el pençe divan da dur muyoruz.
Keyifli Datça sadece bir haber portalı değildir.
Keyifli Datça’nın Datça turizmi, kültür-sanat ve etkinlikleri açısından da bambaşka bir sorumluluğu var.
Biz yalnızca haberin değil, iyi olanın da hakkını verme çabasındayız. Bir gurme gibi dolaşıp esnafın hizmetlerini yazıyor tatilciye takdim ediyoruz.
Datça’nın değerlerini görünür kılmak, burada yaşayan insanların ve buraya gelen misafirlerin bu beldeyi ve kültürünü doğru tanımasını sağlamak bizim işimizin bir parçası değil, ana işimiz.
Bu nedenle her şeyi siyah-beyaz görmek zorunda değiliz.
Bir belediyenin iyi yaptığı işi direk yazarız, kötüsünü bizzat gidip sorarız, yanımızda halkın sorularını da götürürüz, varsa bir fikrimiz öneririz. Fırsat görüp kurumu yerden yere vurmayız.
Bize ‘muhatabınız biziz, bize sorun’ denildiğinde ise gazeteciliğin temel kuralını hatırlatmak gerekir: Gazeteci yalnızca kurumun gösterdiği kapıya gitmez. Halkın sorusunu alır, sorunun peşine düşer ve cevabı arar.
Uzayda yaşamıyoruz. Gazeteciyiz. Halk bize soruyor, biz de sorunun peşine düşüyoruz.
Bir esnafın başarısını da anlatırız.
Bir kurumun hatasını da sorgularız.
Ama bunu yaparken Datça’nın tamamını hedef tahtasına koymayız.
Sanılmasın ki pembe gözlük takıyoruz…
Hayır.
Biz olup biteni görmüyor değiliz.
Haber bizim DNA’mıza işlemiş.
Haber nedir?
Nasıl takip edilir?
Nasıl araştırılır?
Nasıl sorgulanır?
Nasıl belgeye ulaşılır?
Nasıl sonuç alınır?
Ve bütün bunlar halka nasıl aktarılır?
Bunları biliyoruz. Sizin okuyarak büyüdüğünüz yayınlarda çıraklık yaparak büyüdük.
Şimdi Datça’da yapıyoruz. Her şeyi meydanlarda bağırarak yapmıyoruz. Çözüm öneriyoruz.
Çünkü bizim için yalnızca “haber yaptım” demek başarı değildir.
Haberin Datça’ya ne yaptığı da önemlidir.
Tatilci trafiğini önemsiyoruz.
Esnafın trafiğini önemsiyoruz.
Bu toprağın ekmeğini önemsiyoruz.
İşte bu yüzden İstanbul gazeteciliğini Datça’da yapmıyoruz!
Çünkü Datça, İstanbul değildir.
Burası bir turizm beldesidir. Misafirler hassastır. Yorumlar didik didik edilir, interrnete Datça ile ilgili ne var ne yok hatim indirilir.
Sosyal platformlar sayesinde dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir paylaşım görüntülenebilir.
Bir esnaf, etrafındaki olımsuz bir haber nedeniyle ertesi gün müşterisini kaybedebilir.
Bir otel, bir pansiyon, bir tekneci, bir restoran; siyasi bir kavganın hiç ilgisi olmayan tarafı olmasına rağmen bedel ödeyebilir.
Biz bunu istemiyoruz, buna vesile olmuyoruz.
Ama bu, gazetecilik yapmayacağımız anlamına da gelmez.
Tam tersine…
Gazeteciliği biliyoruz.
Sadece nerede, ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini de biliyoruz.
İllaki dokunmak gerekiyorsa…
Bir konu artık anlatılamaz hale gelmişse…
Kurumlar kapılarını kapatmışsa…
Söyleyecek söz kalmamışsa…
O zaman başka mecralarda devreye giriyoruz.
Misafirlere, turistlere kapalı Datça’da yaşayanların oluşturduğu Yerel Gündem platformlarında bize rastlayabilirsiniz. Bizi bu platformlarda da takip edebilirsiniz.
Bazen haber portalında söylenmesi gerekeni haber portalında söyleriz.
Bazen de Datça’nın kendi yerel gündem platformlarında, doğrudan tartışılması gereken yerde tartışırız.
Ama bir şeyi değiştirmeyiz:
Biz kimsenin adamı değiliz.
Ne iktidarın…
Ne muhalefetin…
Ne bir partinin…
Ne bir grubun…
Ne de bir sermaye çevresinin.
Bizim sahibimiz halktır.
Ve Keyifli Datça’nın mesafesi, işte tam da bu yüzden vardır.
☆☆☆
Neden bu açıklamayı yaptık?
Son günlerde Datça’da üst üste patlayan polemiklere haber değeri vermedik. Gerçekte haberdiler ama biz yer vermedik, sebebini yukarıda açıkladık, anlaşıldığımızı ümid ediyoruz.




