Kumluk Koyu’nun Sırtında Bir Cennet: Karaoğlu Evleri

Datça konaklama tavsiyelerimizden biri olan, iki katlı özel bir villa, üstelik tam da Kumluk Koyu’nun sırtında, denize 1 dk. mesafede. Ev rahatlığında, konforlu, size özel bir konaklama seçeneği…

Kıymetli misafirlerimiz. bugün de sizi Datça’nın o en sevilen köşelerinden birine, Kumluk Koyu’nun hemen yanı başına götürüyorum. Hani istersiniz ya; “Hem merkeze yakın olayım hem de başımı dinleyebileceğim müstakil bir yuvam olsun.” İşte Karaoğlu Evleri, tam da bu hayalin ete kemiğe bürünmüş hali.

​Üstelik öyle uzaklarda falan değil; denize sadece 1 dakika mesafede! Kumluk Koyu’nun o meşhur berrak sularına kavuşmak için bir ayakkabı giymenize bile gerek yok.

Evden çıkıp direk basamaklardan inip kumsala varıyorsunuz. Hatta iner inmez benim teknemin (balahan) yanında oluyorsunuz. Bana bir ara merhaba demeyi unutmayın.

​İki Katlı Bir Villa, Sonsuz Bir Huzur

​Karaoğlu Evleri, sıradan bir otel odası sunmuyor size. Burası, Datça’nın o eşsiz dokusuna uygun olarak tasarlanmış iki katlı özel bir villa. Kendi evinizin rahatlığını, Ege’nin o narin rüzgarıyla birleştiriyor.

  • Ev Konforunda Tatil: Tam donanımlı mutfağı, ferah odaları ve size özel yaşam alanlarıyla “evimden uzaktayım ama evimdeyim” dedirten cinsten.
  • Size Özel Bir Dünya: Villanın sunduğu o müstakil hava, özellikle kalabalıktan kaçıp sevdikleriyle baş başa kalmak isteyen aileler ve dost grupları için biçilmiş kaftan.
  • Denizle Randevu: Kumluk Koyu’nun sırtında olmak demek, sabah kahvaltısından hemen sonra kendinizi Ege’nin serin sularına bırakmak demek.

​Neden Burayı Tavsiye Ediyorum?

​Datça konaklama tavsiyelerimiz arasında Karaoğlu Evleri’nin yeri ayrı. Çünkü burada sadece yatak-kahvaltı değil, bir yaşam tarzı satın alıyorsunuz. Her zaman dediğim gibi: “Lüks dediğin altın varaklar değil, sabah kapını açtığında yüzüne çarpan o iyot kokulu özgürlüktür.”

  • Harita’da Gör 》
  • Whatsapp 》

Yazar Hakkında

Oktay BALA

Taşkın Bir Gençlikten Bilge Bir Dinginliğe...

Oktay Bala’yı bugün bir deniz kenarında, elinde kahvesiyle denizi seyrederken gördüğünüzde; o dingin duruşun arkasında devasa bir fırtınanın yattığını hemen hissedersiniz.

1987-2001 yılları arasında Sabah, Alem, Yeni Yüzyıl ve Hürriyet koridorlarında koşturan, mesleğin ve hayatın en uç noktalarındaki o taşkın ve hızlı gençlik yılları, onun bugün sahip olduğu en büyük enerji kaynağı.

Kahvesinden aldığı her yudumda, o "en uçlardaki" anıları ve gençliğin o güzel delişmenliğini hatırlıyor; o günlerin ateşiyle bugünün analizlerini besliyor.

​Stanford Vizyonuyla Arınan Bir Zihin

Sadece anılarla yetinmiyor elbet... Türkiye’deki köklü iş ve eğitim geçmişinin üzerine New York Kingsborough ve Stanford Üniversitesi’nde eklediği "New Media Production" uzmanlığı, onu sadece bir "usta" değil, aynı zamanda bir "vizyoner" kılıyor.

Akademik kariyerini zirvede bırakıp bohem bir hayatı seçmesi, aslında en büyük başarısı.

Şimdilerde denizin sunduğu o eşsiz arınma ve berraklıkla, küresel onlinr seminerlere (binaries) katılmaya, kendisini güncel tutmaya devam ediyor.

​Denizden Süzülen Haberler

Emekli ama her zamankinden daha "uyanık"... Kendi haber sitesini yönetirken kullandığı o keskin analiz yeteneği, aslında o hızlı geçmişin ve akademik derinliğin bir meyvesi. Yaşadığı bölgeye kattığı o entelektüel hava ve okurlarına sunduğu "damıtılmış" bilgiler, onu vazgeçilmez kılıyor.

O, geçmişin enerjisini cebinde taşıyan, gözleri ufukta, beyni ise daima gelecekte bir medya devrimcisi.

İdolümüz demekten gocunmayan bir gazeteci meslektaşı olarak O'nu böyle anlatmak istedim.