Koltuğun Kerameti, Eleştirinin Rantı ve Bizim Hikmetimiz !?

İlk Yayın Tarihi: 29 Ocak 2026 - 11:23
© Keyifli Datça Haber Merkezi

​Bizim aziz milletimizin en büyük sanatı nedir bilir misiniz? Eleştirmek! Ama öyle bildiğiniz dürüstçe, memleket hayrına eleştirmek değil… Bizimkisi bir nevi “eleme operasyonu.”

☆☆☆

Bilgin Mustafa ile AYNALI Köşe Yazıları

Bakın anlatayım…

Şimdi bizim buralarda birileri çıkar (Datça); belediyeyi, kurumları, büyük halkaları haklı-haksız yere bombardımana tutar. Sanırsın memleket elden gidiyor! Ama kazın altını, ne çıkar? O büyük halkayı devreden çıkarıp, kendi “küçük halkasını” yönetmeye soyunmak! Yani “O gitsin, pastayı biz bölüşelim” kurnazlığı. Gixene kadar da “yolunu bulma”,”yol şantajı”…

Ne yani, kulağınızı illa biz mi çekelim Babbaa! Bakın buraya, efendi gibi anlatıyoruz ama anlamıyorsunuz. Nedir bu hırs?

Dalganıza bakın dedik de, o kadar da değil! Kimin ne yaptığını, hangi kapalı kapılar ardında hangi pazarlıkları çevirdiğini görüyorum, biliyorum. Öyle “eleştiri” maskesi takıp arkadan iş çevirmekle bu işler olmaz.

Amacım kimseyi üzmek, korkutmak ya da kalbini ürkütmek değil; haşa! Ama bu memlekete bir ayna lazım efendim, ayna!

Her şey bu kadar açık görülürken, ben de işte o aynayı tutup yüzünüze göstereceğim, aha da bu “1” olsun. Bakalım gördüğünüzden memnun kalacak mısınız?

Siyaseti Eleştirirsin de, Seçen Kim Efendi?

Yahu, bu eleştirdiğin yönetimleri, o koltuğa oturmaması gereken insanları sandıkta “bizim uşak” diye sen seçmedin mi? Şimdi kalkmış, kendi seçtiğin malın defosundan şikayet edip, bir de üstüne eleştiri üzerinden “köşe kapma” operasyonu çekiyorsun. üç kuruş fonlanırım, hesabı, Ayıptır!

2026 Kapıda, Siz Hâlâ “Kim Kimin Ayağını Kaydıracak” Derdindesiniz!

Bakın, şunun şurasında 2026 yaz sezonu geliyor. Memlekette ne güzel etkinlikler oluyor, badem çiçekleri açtı… Daha ne güzellikler yapılabilir, esnafın direnci bu pahalılıkta nasıl yükseltilir diye düşünen var mı? Yok! Varsa yoksa ağır eleştirilerle köşe kapma yarışı… Yahu biriniz de esnafın halinden bahsedin, biriniz de “üretim” deyin.

Ölüm Hak, Koltuk Baki mi Sanıyorsunuz?

Vaktiyle bir Erol Karakullukçu geçti buradan; 99’da melek gibi başladı, ikinci dönem rant kavgaları çıkınca “Benden bu kadar” dedi de işine döndü. Mustafa Soytok hakeza… İlk dönem fırtınaydı, ikinci dönem koltuk öyle bir tatlı geldi ki işin cılkı çıktı.

Elin Amerikalısı bakmış bu nefis doymaz, “İki dönem yetti, hadi evine” demiş. Bizimkiler ise koltukla nikah kıyıp beton döküyorlar altlarına.

​Aslında Yaratan ölümü boşuna yaratmamış. Vallahi bak! Eğer ölüm olmasaydı, bizim bu yerel siyasetçiler belediye binasına kendilerini ebediyen çiviletirlerdi. “Vaktim doldu” demek bizim lügatimizde yok. Ancak teneşir göreceğiz ki koltuğu bırakalım.

☆☆☆

Uzun lafın Kısası…

30 bin kişilik kasabada, kendi çıkarına göre adam seçiyorsun, sonra çıkıp eleştiriyorsun, taşıyamayacağı yükü sırtına vurduğuna da yazıkö  Şu kadar boyunuz posunuzla iş çeviriyorsunuz, bak hele; Ayıptır, yazıktır, günahtır. Demedi Demeyin bak ha!

Efendim; eleştiri üzerinden operasyon çekmek, küçük gruplarla büyük hayaller kurmak Datça’nın rüzgarında savrulur gider. Sezon geliyor, esnaf kan ağlıyor… Siz hala “Onu devirelim, biz oturalım” derdindesiniz.

​Datça’nın makus talihi bu; ilk dönem “melek” diye gelirler, ikinci dönem “rantçı” diye giderler. Biz liyakatı değil de “bizim uşağı” seçmeye, üretmek yerine sadece sövmeye devam ettiğimiz sürece, daha çok gülünecek halimize ağlarız.

​Yazık bu memlekete diyemiyorum, çünkü bu memleketi bu hale biraz da biz getirdik!

error: Content is protected !!