Datça’da Gazetecilik Temalı Maskeli Balo


İdolü olmalı insanın.
Hangi yöne bakıyorsa baksın.

İster gazeteci, ister muhasebeci, milletvekili, kunduracı, isterse bir balıkçı olsun hatta bir düşman !

Bir kriteri olmalı: Onur.

Eğer onuru yoksa insanın, çırılçıplaktır.
Üzerine hangi idolün ceketini giyerse giysin eğreti durur, sırıtır..

​Son günlerde bu küçük kasabada bir “Maskeli Balo” izliyoruz, üstelik gazeteci temalı…

Birileri klavye zırhına bürünmüş.
Bir avatar, bir nickname,
Sosyal medyadan sallıyor.
Üstelik kendine “gazeteci” süsü veriyor.

Ne kadar onursuzca (!)

Haliyle bizi de zan altında bırakıyor. Öyle ki beni iyi tanıdığı halde bir dost, instagramdaki kabuklu fenomen, sen değilsin, değil mi? diye sordu.

Ben değilim, demenin bir yoluydu bu yazıyı yazmak…

Üzgünüm…

☆☆☆

​Bak kardeşim;

Gazetecinin tek çıkarı vardır, imzası (bak sen bunu bilmezsin, o bildiğin imza değil)

Gazeteci dediğin, habere imzası eklenirken,  1-2 punto büyük olması için sayfa sekreterine dil döken insandır. Döktüm, döktürdüm oradan bilirim.

Gazeteci saklanmaz.
Gazeteci pusuda beklemez.

Yanlış tema, yanlış kahraman seçmişsin.

​Dinlettiler paylaşımlarını,
Prodüksiyon gıcır gıcır.
Metin, seslendirme, müzik ?

Hepsi farklı telden çalıyor.

Bu yüzden, prodüktör, organizatör ya da reklamcı temasına da dönüş yapma, o işi de bilmiyorsun. İletişim çatısı altından değilsin belli ki, (bak sen iletişim çatısı nedir, onu da bilmiyorsundur)

“30 yıllık gazeteciyim, ne davalar gördüm, şöyle böyle…….” diyorsun metinde, kullandığın kelimeler ve kurduğun cümleler medya dili değil, bizim redaksiyondaki kalıplarda karşılığı yok.

Anlıyorum ki…

Bir taşla iki kuş vurma peşindesin.
“Hem saklanayım, hem de bir gazeteci kimliğinin arkasına sığınıp, hedef şaşırtırtayım” şeklinde düşünüyorsun.

Kim varsa engel gördüğün, sivri olan gazetecileri hedef gösteriyorsun. Bu ciddi bir suç!

“Zekice” mi, değil ! Onursuzca !

Hiç şunu düşündün mü? Herkes seni tanımış olabilir mi? Bizzat yardım istediğin kişiler seni ağzından kaçırıyor, olabilir mi?

Konu yargı da, bu yüzden çarşaf çarşaf işlenmiyor olabilir misin?

Ayrıca bu çelimsiz savaşında karşı tarafın ailesine, eşine hatta çocuklarına kadar ileri gitmişsin !

Bu çok büyük bir onursuzluk, değil mi?

Anlaşılıyor ki, mafya teması da oturmamış sana… Onlar için aile kadın çocuk savaş dışıdır, onurludurlar malum.

İdol seçtiğin o “kabuklu” var ya;
Ardında çok iz bırakmış.
Yanlış kılavuz, yanlış rotadasın.

Büyük paralar dönen iş patlamış, sorun büyümüş şeklinde bir dedikodu geçiyor. Karşı taraf avukatı aracılığıyla hakkında suç duyurusunda bulunulmuş.

Beni hiç ilgilendirmez, ilgilendiren kısmı, biz ne ara hedef haline geldik. Ben 12 yıldır Datça’da yaşıyorum. 3 yıldır Keyifli Datça haber portalını yönetiyorum.

Hodri meydan?!

%100 bağımsızım, kimsenin adamı değilim. Hiçbir partinin ya da STK’nın paralel yayını da değilim. Portalım siyasi değildir.

Portalım Turizm haber kuşağı içerir. Esnafa ve Datça’yı ziyaret edenlere hizmet eder.

İyimser bir yayındır, resmidir, süreli yayın statüsündedir. Çekişmelere katılmaz, alet edilemez, satın alınamaz.

Beni hedef göstermene okurlarım gülmüştür, 3 yıldır ben kendimi tüm olurlarıma ifade etmişimdir, iyi bilirler ki, ben arsadır, ihaledir, yoldur, kaldırımdır, umursamam. Hatta okurlarımı “fakir gazeteciyim” alayımla eğlendiririm. Zaten görürlerde, kendi yaptığım kayıkta yaşadığımı bilirler, selam verirler, uzun sohbetler ederiz, gezginimdir. Emekli hayatım için pasif gazeteciliği seçtim. Eski günlerdeki hızlı gazetecilik dönemlerimi başarıyla geride bıraktım.

Senin beni hedef göstermene çok gülünmüştür anlayacağın.

Olay yargıda diye kimse adını kullanmıyor. Bende öyle yapıvam, bu yazınım iki amacı var dı;

Yanlış hissedenlere, o kabuklu fenomen ben değilim, olaylarla bir alakam yok, açıklaması,

Bizzat sana da, öadem biriyle savaşıyorsun, neden gazeteci süsü verip bizi zan altında bırakıyorsun, hatta isimlerimizi tahtaya çıkıyorsun” diyebilmek içindi.

Kaldı ki,

Türk Ceza Kanunu (TCK) çerçevesinde “İftira” (Madde 267), “Hakaret” (Madde 125) ve eğer kişisel veriler hedef gösterilerek paylaşılıyorsa “Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Yayılması” (Madde 136) gibi ağır karşılıkları olan suçlar kapsamına girer.

Herkes onurlu davranıyor, adını zikretmiyor.

Sahte hesaplarla verdiğin rahatsızlıklar husumetin olan kişiden başka etrafa da rahatsızlık vermeye başlamasına rağmen, yine de hakkında yapılan suç duyurusundan dolayı; olayın yargıya intikal etmiş haline uygun şekilde bizler, susmuş, onurlu şekilde bekliyoruz.

Sen de öyle yap, onurlu ol!

Kendine gazeteci süsü vermeyi bırak.
Bir avatar, bir takma isim zaten saklanman için yeterli. Kullandığın platformun raconu bu zaten, daha fazlasına gerek yok.

​Bak güzel kardeşim, hadi beni ciddiye alma ama İlber Ortaylı ne diyor bir oku;

“Eğitim sizi her yere götürür ama onur, o gittiğiniz yerde sizi ayakta tutar.”

Kısacası;
Olmamışsın, olmazsın da…

İnsan savaşırken de onuruyla savaşmalı.
Saklanarak, maske takarak “avukat, gazeteci, milletvekili maskeleri uygulayarak” savaşılmaz.

Oturun tekrar, barışın. Sezon açılıyor, herkes işinde gücünde. Duyduğum kadarıyla bu yaşta iyi paralarda kazanıyorsunuz. Bahsi geçen miktarlar husumeti alevlendirmiş belli ki.

Aferin, bu genç yaşta ne güzel, bakın işinize. Barışın…

Gençler birbirine sahip çıksın.
Bu ülkenin, klavye arkasına saklanan hayaletlere değil; adıyla, sanıyla, onuruyla dimdik duran gençlere ihtiyacı var.

​İz mi bırakacaksınız?
İmzanızla bırakın.

 

Not : GRAVILKA benim prensesim. Geçen yıl Datçalı dostlarım o meşhur yemeği yaptı, beni de çağırdı,  Bir kaç kaşık sonra votka döktüm 2 kapak, “bu ne şimdi” dediler, GRAVILKA dedim. Kısacası senin kabukluyla hiç alakası yok, o benim kahramanım, ismini ben koydum. Kuzey ülkeleri KA ekler çok ismin önüne, mesela votKa gibi, Yumuşatır. Genel kültür tabi, bilmek lazım bunları.