Taşkın Bir Gençlikten Bilge Bir Dinginliğe...
Oktay Bala’yı bugün bir deniz kenarında, elinde kahvesiyle denizi seyrederken gördüğünüzde; o dingin duruşun arkasında devasa bir fırtınanın yattığını hemen hissedersiniz.
1987-2001 yılları arasında Sabah, Alem, Yeni Yüzyıl ve Hürriyet koridorlarında koşturan, mesleğin ve hayatın en uç noktalarındaki o taşkın ve hızlı gençlik yılları, onun bugün sahip olduğu en büyük enerji kaynağı.
Kahvesinden aldığı her yudumda, o "en uçlardaki" anıları ve gençliğin o güzel delişmenliğini hatırlıyor; o günlerin ateşiyle bugünün analizlerini besliyor.
Stanford Vizyonuyla Arınan Bir Zihin
Sadece anılarla yetinmiyor elbet... Türkiye’deki köklü iş ve eğitim geçmişinin üzerine New York Kingsborough ve Stanford Üniversitesi’nde eklediği "New Media Production" uzmanlığı, onu sadece bir "usta" değil, aynı zamanda bir "vizyoner" kılıyor.
Akademik kariyerini zirvede bırakıp bohem bir hayatı seçmesi, aslında en büyük başarısı.
Şimdilerde denizin sunduğu o eşsiz arınma ve berraklıkla, küresel onlinr seminerlere (binaries) katılmaya, kendisini güncel tutmaya devam ediyor.
Denizden Süzülen Haberler
Emekli ama her zamankinden daha "uyanık"... Kendi haber sitesini yönetirken kullandığı o keskin analiz yeteneği, aslında o hızlı geçmişin ve akademik derinliğin bir meyvesi. Yaşadığı bölgeye kattığı o entelektüel hava ve okurlarına sunduğu "damıtılmış" bilgiler, onu vazgeçilmez kılıyor.
O, geçmişin enerjisini cebinde taşıyan, gözleri ufukta, beyni ise daima gelecekte bir medya devrimcisi.
İdolümüz demekten gocunmayan bir gazeteci meslektaşı olarak O'nu böyle anlatmak istedim.