CHP ilçe başkanlıkları içinde Özgür Özel dönemi ekipleri ile kadro bekleyenler arasındaki sessiz güç mücadelesi yerelde dengeleri nasıl değiştirecek?
☆☆☆
CHP’nin taşra teşkilatlarında, yani o siyasetin mutfağı sayılan ilçe başkanlıklarında şu an tam anlamıyla iki farklı dünyanın, iki farklı ruh halinin çarpışması yaşanıyor. Bir tarafta yerel seçim başarıları, delege seçimleri ve kurultaylar takvimiyle yerini sağlamlaştırmış “Özel Dönemi” ilçe başkanları var; diğer tarafta ise yıllardır partiye emek verdiğini düşünüp “sıra bana ne zaman gelecek” diye avuç kaşıyarak kadro bekleyenler.
Bu iki damarın ilçe başkanlıklarındaki dengeleri nasıl etkileyeceğini ve önümüzdeki dönemde nelerin olası olduğunu birkaç başlıkta netleştirelim.
1. “Özel Dönemi” İlçe Başkanlarının Durumu ve Olasılıklar
Özgür Özel’in genel başkanlığı üstlendiği değişim sürecinden ve ardından gelen yerel seçim başarılarından sonra koltuğa oturan ya da koltuğunu koruyan ilçe başkanları, şu an partinin “omurgası ve ana savunma hattı” konumunda. Özellikle genel merkez üzerindeki yargısal ve siyasi baskıların arttığı, olağanüstü dönemlerin yaşandığı anlarda (Saraçhane süreçleri veya kurultay tartışmaları gibi) bu başkanlar doğrudan genel merkezin yereldeki kalkanı haline geliyor.
- Güç Konsolidasyonu: Yerel seçimde belediyeyi kazanan ya da oyunu ciddi oranda artıran ilçelerde, mevcut başkanlar “başarılı mimar” apoletiyle koltuklarını tahkim etmiş durumda. Belediye başkanlarıyla uyumlu çalışabilen ilçe başkanlarının kolay kolay sarsılması beklenmiyor.
- Yukarıya Endeksli Risk: Bu başkanların kaderi büyük oranda Özgür Özel ve genel merkez ekibinin genel siyasetteki rüzgarına bağlı. Genel merkez ne kadar dirençli ve rüzgarı arkasına alan bir pozisyonda kalırsa, “Özel dönemi” başkanları da yerelde o kadar korunaklı oluyor. Ancak yukarısı bir fırtınaya yakalandığında, ilk dalga bu başkanların kapısını çalıyor.
2. Kadro Bekleyip “Avuç Kaşıyanlar” Ne Yapıyor?
CHP’de “kadro bekleyenler” grubu homojen değildir; içlerinde yılların emektarları da vardır, konjonktüre göre pozisyon alan “profesyonel siyaset esnafları” da. Bu kesim için ilçe başkanlığı, sadece bir unvan değil; yerel yönetimlerde söz sahibi olmak, belediye meclis üyeliği listelerini belirlemek ve geleceğin belediye başkanı/milletvekili adayı olabilmek için atlanması zorunlu bir eşiktir.
- Fay Hatlarını İzleme Modu: Kadro bekleyenler şu an açıktan büyük bir bayrak açmak yerine, partinin iç dinamiklerindeki ve genel siyasi konjonktürdeki en ufak bir zayıflama veya sendeleme anını bekliyor. Belediye başkanı ile ilçe başkanı arasında yaşanabilecek olası bir “yetki/güç paylaşımı” krizini fırsat bilip yerel muhalefeti örgütleme potansiyelleri yüksek.
- Delege Tabanlı Sessiz Derinden Yürüyüş: Mahalle delege seçimleri ve kongre takvimlerinde bu ekip, sessiz ve derinden çalışır. “Tepeden inme değişimcilik” eleştirisi yaparak taşranın muhafazakar parti içi reflekslerini kaşırlar ve tabanda gizli ittifaklar kurmaya çalışırlar.
1. Genel Merkez İstikrarı Korursa
Mevcut Başkanlar: Yereldeki hakimiyetlerini pekiştirir, belediyelerle ortak güç odağı olurlar.
Kadro Bekleyenler: İddialarını erteler, uzlaşma arayarak yönetime sızmaya çalışırlar.
Ne Olur : Kurumsal süreklilik sağlanır, taşrada kavga minimize olur.
2. Erken Seçim / Adaylık Krizi Çıkarsa
Mevcut Başkanlar: Genel merkez ve aday eksenleri arasında kalır, yıpranma başlar.
Kadro Bekleyenler: “Sokağı dinlemediniz” diyerek bayrak açar, muhalif delegeyi canlandırır.
Ne Olur: İlçelerde çift başlılık ve sert kongre yarışları tetiklenir.
3. Yargısal / Dışsal Baskı Yaşanırsa
Mevcut Başkanlar: “Baba ocağını savunma” refleksiyle öne çıkar, kredileri artar.
Kadro Bekleyenler: İkbal kavgasını askıya alır; aksi halde “fırsatçılıkla” suçlanır.
Ne Olur: İç mücadele yatışır, dışarıya karşı güçlü bir konsolidasyon oluşur.
Kritik Nokta : CHP’de ilçe başkanlıklarının kaderini belirleyen en büyük görünmez dinamik, ilçedeki belediye başkanının kim olduğudur. Belediye başkanının bütçesi ve gücüyle uyumlu giden bir ilçe başkanı (ister Özel döneminde gelsin ister öncesinde) yerini korur. Ancak belediye başkanı ile ilçe başkanı arasında “vitrin ve güç” kavgası başladığı an, o “avuç kaşıyan” kadrolar için gün doğmuş demektir.
Netice itibarıyla; ilçe başkanlıklarında mutlak bir dikensiz gül bahçesi yok. Mevcut başkanlar rüzgarı arkalarına almış görünseler de, arkada biriken ve sabırsızlıkla sırasını bekleyen enerjiyi (kadro bekleyenleri) doğru yönetemedikleri, yani onları sürecin içine dahil edemedikleri sürece, ilk yerel ya da genel sarsıntıda ilçeler yeniden kurultay psikolojisinin sert tartışma zeminine çekilebilir.





