© Keyifli Datça Haber Merkezi
Muğla’da Su Krizi Değil, Adalet Krizi mi var? Neden Akköprü Taşıyor, Halk Susuz Kalıyor!
Muğla’nın 13 ilçesinde eş zamanlı yükselen “Su Manifestosu”, su yönetimindeki büyük bir paradoksu gün yüzüne çıkardı. Bir yanda “taşkın riski” ile uyarılan Akköprü Barajı, diğer yanda “kaynak yok” denilerek susuz bırakılan Muğla halkı… İşte rakamlarla, çelişkilerle ve yönetilemeyen suyun hikayesi!
***
M uğla siyasetinde sular durulmuyor ama musluklar kuruyor! Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla örgütlerinin 13 ilçede aynı anda gerçekleştirdiği basın açıklaması, Muğla’nın su sorununa dair bugüne kadar pek konuşulmayan “yönetimsel bir estetik kusuru”nu ortaya koydu.
Datça CHP İlçe Başkanı Sayın Sezai Öz, eşzamanı açıklamayı vatandaşa ve Datça Basın mensuplarına tüm ayrıntılarıyla aktardı.
Akköprü Barajı: Bir Yanı Felaket Uyarıları, Bir Yanı Boş Çeşmeler!
Haber merkezimizce de uzun zamandır araştırılan konu ayrıntılarınca; DSİ (Devlet Su İşleri) tarafından Akköprü Barajı için “aşırı doluluk” ve “taşkın riski” gerekçesiyle Ortaca ve Dalaman ilçelerine acil önlem çağrısı yapılacağı biliniyordu. Ancak aynı DSİ, Muğla halkının içme ve kullanma suyu ihtiyacı için talep edilen 50 milyon metreküp su talebini “kaynak yetersizliği” gerekçesiyle geri çevirdi.
Muğla’nın doğası da, suyu da bizimdir. Biz Keyifli Datça olarak; barajların hıçkırığını da, halkın susuzluğunu da yazmaya devam edeceğiz. Çünkü adalet, musluktan akan o bir damla suda başlar.
Bu Tabloyu sormak hakkımız: Eğer su yoksa, baraj neden taşıyor? Eğer baraj taşıyorsa, Muğla halkı neden susuz? Bu sadece bir teknik hata değil, Muğla’nın suyunun siyasi tercihlerle “sürgün” edilmesidir.
Muğla’nın Suyu Aydın’a Sürgün mü Edildi?
Muğla’nın kendi havzasındaki Dalaman Çayı üzerinde kurulan dengeler, “su adaleti” ilkesini adeta yerle bir ediyor. Muğla’nın ihtiyacı olan su karşılanmazken; aynı kaynaktan yaklaşık 220 milyon metreküp suyun Aydın havzasına tahsis edilmesi, ekolojik dengenin ve havza yönetiminin hiçe sayılmasıdır. Muğla su sorunu kuraklık gibi doğal bir nedenle değil, merkezi idarenin su politikalarındaki “ayrıcalıklı” yaklaşımlarıyla derinleşiyor.

CHP İlçe Başkanı Sayın Sezai Öz, Muğla illerinde eş zamanlı gerçekleşen açıklamayı Datça Yerel Medya Basın Mensupları’na ve vatandaşa aktardı.
Su Bir Ticari Meta Değil, Yaşam Hakkıdır!
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ ekiplerinin teknik ve bilimsel çalışmalarına rağmen, ana iletim hatları ve baraj tahsislerindeki düğümün çözülmemesi; turizm cenneti Muğla’yı zor bir yaza hazırlıyor. Kontrolsüz nüfus artışı ve rant odaklı politikalar, su krizini tetiklerken; CHP örgütleri 13 ilçeden şu ortak çağrıyı yapıyor: “Su yönetimi şirket çıkarlarından arındırılmalı, yaşam hakkı esas alınmalıdır!”
Manifestoyu Datça CHP İlçe Başkanı Nasıl Yorumladı?
Oktay Bala Sordu : Sayın Başkan, 13 ilde eş zamanlı olarak açıklanan bu manifesto, ilçemiz özelinde ve yerel siyaset ekseninde ne anlam ifade ediyor? Bu metnin halk nezdindeki karşılığını nasıl yorumlarsınız?”
Sezai Öz Yanıtladı : “Muğla’nın 13 ilçesinde aynı anda yükselen bu ortak irade, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin genlerinde saklı olan o kamucu, eşitlikçi ve “önce insan” diyen hak temelli siyaset anlayışının tam da sahaya, toprağa ve suya izdüşümüdür.
Sokakta, çarşıda, yani hayatın tam merkezinde yurttaşla göz göze gelen bir ilçe başkanı sorumluluğuyla şunu çok net söyleyebilirim: Bu açıklama, yerel örgütlerin sadece birer “uygulayıcı” değil; aksine dert dinleyen, çözüm üreten ve söz söyleyen asli birer güç olduğunu tescillemiştir.
Tüzüğümüzdeki katılımcı demokrasi vurgusu ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in her fırsatta altını çizdiği “Siyaset halktan yana ve sahada kurulur” ilkesi, bu metinle birlikte ete kemiğe bürünmüş, somut bir karşılık bulmuştur. Zira bizim için siyaset; süslü kelimelerden ve soyut vaatlerden ibaret değil; musluktan akan temiz sudan, kutsal emeğin korunmasından, doğanın sükûnetinden ve en nihayetinde yaşam hakkının kutsallığından geçer.
Bu manifestonun her bir satırı; parti programımızın o net çizgisiyle uyumlu, yerelden yükselen ortak bir haysiyetin ve toplumsal adalet talebinin en duru ifadesidir. “
Oktay Bala’nın Yorumu : “Kendi toprağındaki barajın taşmasından korkan ama evindeki çeşmeden su akmayan bir kentin hikayesi bu… Muğla’nın suyu artık sadece bir hidroloji meselesi değil, bir haysiyet meselesidir. Komşuda var, bizde yok; çünkü bizde adalet yok!”


