Yönetmelik çıktı.
Resmi Gazete’de yayınlandı.
Mürekkebi kurumadan otelcinin kapısına dayandı.
Mesele, yangın kapısı.
Mesele, kilit.
Mesele, aslında bir “mezura” meselesi!
Açalım arşivi, bakalım ne diyor POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu.
Öyle ezbere konuşmuyor, sahadan, tozun toprağın içinden sesleniyor.
Diyor ki; “Yönetmelik 15 metre diyor.”
Nedir bu 15 metre?
Yangın kaçış merdivenine olan mesafe.
Binan elli yıllık taş yapıysa…
Ruhu varsa…
Sokağının dokusu bozulmasın diye çivi çakamıyorsan…
Ve o merdiven 15 metrede değil de, 19 metredeyse?
Yönetmelik “olmaz” diyor.
Mezura “imkansız” diyor.
Denetmen “yık” diyor.
Dört metre!
Sektörün geleceği, otelcinin emeği, turizmin can damarı işte o dört metreye sıkıştırılıyor.
Hakan Saatçioğlu haklı olarak soruyor:
“Neden her yapı aynı kefeye konuluyor? Neden sahada teknik bir değerlendirme yetkisi yok?”

Mesele sadece metre de değil…
İstatistikler bağırıyor, biz duymuyoruz.
Yangınlarda can kayıplarının yüzde 85’i dumandan.
Saatçioğlu aylar öncesinden beri aynı şeyi söylüyor:
“Gelin önce şu mevcut kapıları duman sızdırmaz yapalım, hayat kurtaralım.”
Ama biz ne yapıyoruz?
Hâlâ TS EN 1634-1 standartlı, piyasada bulunmayan, bulunsa da ateş pahası olan o “özel” kilitlerin, menteşelerin peşinde koşuyoruz.
Sipariş verilmiş, para ödenmiş, mal gümrükte kalmış…
Kimsenin umurunda değil.
31 Aralık 2025.
Tarih bu.
Giyotin gibi bekliyor.
Özetle dostlar…
Turizmciye döviz getirince “baş tacı” dersiniz.
İş yönetmeliğe gelince elinize mezurayı alıp “dört metre” dersiniz.
Hakan Başkan’ın çağrısına kulak verin:
– Devlet desteği şart.
– Otel yaşına göre teşvik şart.
Ve en önemlisi;
-sahada esneklik, teknik akıl şart!
Otelciyi yangın değil, bu “mezura” bürokrasisi yakacak.
Benden söylemesi.


