© Keyifli Datça Haber Merkezi
Fuat Saka Göç Senfonisi, yaklaşık 20 yılını sürgünde ve göçmen olarak geçirmiş bir sanatçının, bu derin acıyı notalara dökerek ödediği bir vefa borcudur. “Karanlık Sular” (Dark Waters), dünyada “göç” temasıyla bestelenmiş ve bu adı taşıyan ilk senfoni olma özelliğini taşıyor.
***
F uat Saka, bu eserin hazırlıklarını Datça’daki evinde yapmış. Üstelik senfoni, Yunan kompozitör dostu. Vangelis Zografos ile birlikte 4 yıllık bir emeğin sonunda hayata geçmiş. Eser toplam 10 parçadan oluşuyor. Bunların 5’i enstrümental, 5’i ise sözlü bölümlerdir.Dünya Prömiyeri, 21 Haziran 2022’de İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda yapıldı. Senfoni, 6 Şubat depremlerinin ardından hayatını kaybedenlerin anısına Hatay-Defne’de de seslendirildi.
Avrupa Turu: Köln Filarmoni, Münster ve son olarak (Aralık 2025) Almanya’nın Siegen kentinde sahne aldı. Siegen’deki konseri, Avrupa’nın en genç şeflerinden Luka Hauser yönetti.
Fuat Saka Göç Senfonisi ve Ruhunu İnşa Eden “Kültür Elçileri”
Bu senfoni tam bir kültürel mozaiktir. Fuat Saka’ya eşlik eden isimler, eserin evrenselliğini perçinliyor. Örneğin; Atinalı solist Ioanna Forti Türkçe şarkılar da seslendiriyor. Bunun yanı sıra Zacharias Spyridakis Girit kemençesiyle büyüleyici bir performans sergiliyor. Cihan Yurtçu ise çoban kavalıyla Anadolu’nun sesini esere taşıyor. Editörümüz Oktay BALA’nın senfoni kritiğini okumak için tıklayınız >
Fuat Saka Göç Senfonisi’nde Öyle Bir Bölüm Var Ki…
Fuat Saka Göç Senfonisi içinde öyle bir bölüm var ki, neredeyse tüm eserin önüne geçer: ‘Yabancı Topraklar’… Finalde bu düet başladığı an, adeta dinleyenlerin nefesleri kesiliyor. Fuat Saka ve Ioanna Forti’nin sesleri havada asılı kalıyor. Böylece göçün sadece bir istatistik değil, birer insan hikayesi olduğu gerçeği yüzlere çarpılıyor. Ayakta alkışlanan ise sadece notalar değil, sınırların ötesindeki kardeşlik umudu oluyor.
Fuat Saka Göç Senfonisi’nde Adeta “Kültür Elçileri” Olan Sanatçılara Yakından Bakış
Sahnede sadece bir orkestra yoktu. Atina’dan Ioanna Forti’nin buğulu sesi ve Girit’ten Zacharias Spyridakis’in lirasının feryadı duyuluyordu. Ayrıca Anadolu’nun kalbinden Cihan Yurtçu’nun kavalının nefesi oradaydı. Fuat Saka, bu isimleri bir araya getirerek bir ‘kültürler buluşması’ gerçekleştirdi.
Peki kim bu sanatçılar;
Fuat Saka: Notalarla Barış Köprüleri Kuran Bir Ozan
1987’den beri müziğin içinde olan Fuat Saka, dünya müziğinin en özgün seslerinden biridir.
Neden Önemli? Yaklaşık 20 yıl sürgünde yaşamış bir sanatçı olarak, bu acıları evrensel bir dille notalara dökebiliyor.
O, Karadeniz’in ötesinde, cazdan senfoniye uzanan bir entelektüeldir. Datça’daki evinde, Ege’nin sükunetiyle Karadeniz’in coşkusunu birleştirdi. Göç, Fuat Saka Göç Senfonisi ile bir “insanlık manifestosuna” dönüştü.
Vangelis Zografos: Seslerin Mimarı
Atinalı usta bir müzisyen ve kompozitör olan Zografos, senfoninin orkestrasyonunu üstlenen isimdir.
Neden Önemli? Fuat Saka’nın Datça’daki evinde mırıldandığı melodileri alıp dev bir orkestranın diline tercüme eden, 4 yıllık emeğin mutfağındaki isimdir.
En büyük başarısı; Anadolu ve Karadeniz’in yerel tınılarını, Batı’nın senfonik disiplinine hiçbir ruh kaybı yaşatmadan uyarlayabilmesidir. Saka eserin ruhunu üflediyse, Zografos o ruhun yaşayacağı görkemli yapıyı inşa etmiştir.
Ioanna Forti: Ege’nin İki Yakasındaki Ses
Atinalı solist Ioanna Forti, sadece bir vokalist değil, aynı zamanda Akdeniz müziğinin en saygın yorumcularından biridir.
Neden Önemli? Dünyaca ünlü besteci Mikis Theodorakis ile uzun yıllar çalışmış, onun en zorlu eserlerini yorumlamış bir isim.
Onu özel kılan, Türkçe şarkıları söylerken kelimelerin ötesine geçip o ortak kederi sesine yedirebilmesi. “Yabancı Topraklar” düetinde Fuat Saka ile kurduğu o ruhsal bağ, Theodorakis ekolünden gelen o “barış ve insanlık” disiplininden besleniyor.
Zacharias Spyridakis, Girit Lirasının Ustası
O, Girit Lirası’nın dünyadaki en önemli yaşayan temsilcilerinden biridir.
Neden Önemli? Girit müziğinin yanık tınısını modern senfoniyle birleştirebilen nadir virtüözlerdendir.
Fuat Saka’nın kemençesiyle O’nun lirası sahnede karşılaştığında, aslında kardeş coğrafyalar konuşuyor.
Cihan Yurtçu: Anadolu’nun Nefesi
Cihan Yurtçu, kaval ve ney gibi nefesli çalgılarda Anadolu’nun o en saf, en işlenmemiş sesini en akademik düzeyde temsil eden bir sanatçı.
Neden Önemli? Geleneksel çalgılarımızı modern orkestrasyonlar içinde, o otantik ruhu bozmadan çalabilme becerisine sahip.
Batı formundaki bir senfoninin içine bir çoban kavalının sesini öyle bir yerleştiriyor ki, dinleyici kendini bir anda Anadolu’nun bir yaylasında, göç yolundaki bir kafilenin peşinde hissediyor. Senfoniye o “toprak” kokusunu veren isim Yurtçu’dur.








