Albino Umutlar: “Vazgeçsen Cinayet, Vazgeçmesen İntihar”

Yazar Arzu Aytur - Edebi Portre

Beyaz bir Sancının Anatomisi aslında Albino Umutlar. Öyle ki, hayat bazen o kadar çok gürültü çıkarıyor ki, insanın kendi iç sesini duyması için durup derin bir nefes alması, hatta “yavaşlaması” gerekiyor. Bu sancı verse de…

☆☆☆

Arzu Aytur’un Albino Umutlar kitabını elime aldığımda hissettiğim ilk duygu tam olarak buydu: Rafine bir sükunet ve altına gizlenmiş devasa bir volkan.

Albino Umutlar - Arzu Aytur Kitap Kapağı

​Bu kitap, sadece kağıda dökülmüş dizelerden ibaret değil; adeta duygu dünyamızın genetiğiyle oynayan, bizi “saf” olanla yüzleştiren bir manifesto. “Albino” metaforu burada boşuna seçilmemiş.

Pigmentleri eksik belki, güneşe karşı savunmasız ama bir o kadar da nadir ve göz alıcı… Tıpkı korumasız bıraktığımız o en mahrem umutlarımız gibi.

Felsefi Bir Onay vermek haddime değil kuşkusuz, ama Stoacılıktan Varoluşçuluğa bir yankı aldım ben.

​Aytur’un kitabında sıkça rastlayacağınız, o dize; “Vazgeçsen cinayet, vazgeçmesen intihar”, aslında felsefenin binlerce yıldır çözmeye çalıştığı o “ara kesit”i temsil ediyor bana göre.

Mesela ​”Sartre ve Seçim” derim. Jean-Paul Sartre, insanın “özgürlüğe mahkum” olduğunu söyler. Bu dize, tam da o ağır özgürlüğün, yani seçim yapma zorunluluğunun yarattığı bulantıyı fısıldıyor.

Stoacı Duruş için Epiktetos’un “Elimizde olanlar ve olmayanlar” ayrımına bakın derim. Aytur, elimizde olmayan “vazgeçişlerin” sancısını çekerken, aslında elimizde olan “hissedişin” onurunu koruyor.

Her taşın altından çıksa da Spinoza ve Duygularına kimse “hayır” diyemez. Spinoza’ya göre duygularımız birer zincir değil, varoluş çabamızın (Conatus) bir parçası değil mi? Kitaptaki o hüzünlü tını, aslında hayata karşı sönmeyen bir iştahın, bir direncin kanıtı.

​Kelimelerin Ritmine Teslim Olmak!

​Edebi bir metnin “nezaket” sahibi olması için sadece güzel şeyleri zarifçe anlatması yetmiyor; o anlatının bir ruhu, bir kokusu ve bir ritmi olmalı. Arzu Aytur bunu modern bir dilin içine gizlediği o kadim “musiki” ike başarıyor. Şaşırdığınızı hissediyorum, evet yanlış okumadınız “Musiki”, dizeleri okurken sadece bir şairi dinlemiyorsunuz; sanki rüzgara karşı yelken açmış bir teknenin bordasında, denizin ritmiyle kendi hikayenizi okuyorsunuz. Teknede yaşıyorum, bilen bilir, denizdeyim, evet ama yelkenlim yok, yine de böyle hissedersiniz, ben hissettim.

​Neden Okumalı?

​Bu eser, günümüzün “hızlı tüketim” edebiyatına verilmiş zarif bir cevap niteliğinde, tıpkı benim söylenmelerim gibi.

Eğer siz de; Kelimelerin sadece bilgi değil, his taşıdığına inanıyorsanız, ​Hayatın gri tonlarından sıkılıp, “albino” bir beyazın şeffaflığına sığınmak istiyorsanız,

…​Ve en önemlisi, “umudun” her türlüsünün, “her ne kadar kırılgan olursa olsun” yaşamaya değer olduğunu düşünüyorsanız;

Albino Umutlar, başucunuzda durması gereken, her satırında bir “vefa” borcu ödeyen o nadir eserlerden biri diyebilirim.

“Dedem söğüt dalıydı” derken yazar, aslında hepimize köklerimizi hatırlatıyor. Çünkü göğe yükselmek istiyorsak, önce toprağa (ve o topraktan çıkan özümüze) sıkıca tutunmamız gerektiğini en iyi biz biliyoruz.

​”…Çünkü göğe yükselmek istiyorsak, önce toprağa ve o topraktan çıkan özümüze sıkıca tutunmamız gerektiğini en iyi biz biliyoruz.

​Tam da bu noktada, Arzu Aytur’un bu naif ama sarsıcı dizeleri arasında dolaşırken, zihnimde hep aynı soru yankılanıyor: ‘Sahi ne işin var dünyada, hiç düşündün mü?’

​Üzerimize yapışan sıfatlardan, o ağır kimliklerden kurtulup, özde aslında ne olduğumuzu sorguladığımız; o meşhur ‘hiçlik’ durağında soluklandığımız bir yer burası. Biri diğerine hiç benzemeyen hayatların içinde debelenirken, aslında seçim yapmanın o garip anlamsızlığını ve hep tutunmaya çalıştığımız o kadim kökleri bir de benim penceremden görmenizi isterdim.

Kimliklerin sustuğu, sadece ‘özün’ konuştuğu o yazıma buradan göz atabilirsiniz 》》》

​Şimdi bir kahve söyleyin ya da bir kadeh bir şey doldurun; Arzu Aytur’un beyaz sancısına ortak olmak için kitabı sipariş edin. Pişman olmayacaksınız.

Albino Umutlar’a Nasıl Sahip Olabilirsiniz?

​Edebiyatın bu rafine ve dokunaklı durağına konuk olmak isteyenler için kitabın temin süreci oldukça kolay. Arzu Aytur’un kaleme aldığı Albino Umutlar, başta yayıncısı olan Anatolia Kitap’ın resmi web sitesi olmak üzere; Kitapyurdu, D&R, Idefix ve BKM Kitap gibi Türkiye’nin önde gelen tüm dijital kitap platformlarından sipariş edilebiliyor. Ayrıca mahallenizdeki kitapçınızdan da teknik künye bilgilerini paylaşarak kitabı sizin için temin etmesini isteyebilirsiniz.

​Kitabın Teknik Künyesi

​Kütüphanenizde yerini alacak olan bu eserin teknik detayları, arama yaparken ya da sipariş verirken işinizi kolaylaştıracaktır:

Eser Adı: Albino Umutlar

Yazar: Arzu Aytur

Yayınevi: Anatolia Kültür (Anatolia Kitap)

Yayın Yılı: 2020

Tür: Şiir / Edebiyat

Sayfa Sayısı: 126 Sayfa

Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı

Cilt Tipi: Karton Kapak

ISBN: 9786254447440

​Bu teknik veriler, eserin kimliğini tam olarak yansıtırken, arama motorlarında veya kitapçı raflarında doğru kitaba ulaşmanız için bir rehber niteliğindedir. İyi okumalar, keyifli keşifler dileriz.

Yine de her işe karıştığım gibi “işinizi kolaylaştırmak için “sipariş Linki” ni bura eklemek istedim. 

☆☆☆

Yazar Arzu Aytur - Edebi Portre

“Söğüt dalından” gelen bir vefa borcu. Arzu Aytur, kimliklerden sıyrılıp “öz”e dokunan kalemiyle edebiyat dünyasında taze bir soluk.

Arzu Aytur Kimdir?

Bazı insanlar sadece yazmazlar; biriktirdiklerini, damıttıklarını ve en çok da “yaşamın içindeki o ince ayrıntıları” kağıda nakşederler. Arzu Aytur’u okuduğunuzda, karşınıza sadece bir yazar değil, bir duygu mimarı çıkar.

​Kelimelerin İzinde Bir Yaşam

​Arzu Aytur, edebiyat dünyasına sessiz ama derinden bir giriş yapmış, ancak kaleminin gücüyle kısa sürede fark edilmiş bir isim. Onu tanımlayan en net özellik, “samimiyet.” Yazın hayatında yapaylıktan uzak, insanın en saf ve en çıplak halini anlatmayı dert edinen bir kalem.

Edebi Duruşu ile Aytur, modern çağın hızına kapılmadan, o “yavaş yaşamın” içindeki estetiği yakalayan bir yazar. yazılarında hissedilen o naif ama sarsıcı ton, O’nun hayata bakış açısının bir yansıması.

​Gözlem Gücü ile sokağın sesini, bir annenin iç çekişini veya bir “dede söğüdünün” gölgesindeki vefayı görüp kaleme dökebilen bir gözlemci.

​Duygu Koleksiyoncusu diyebiliriz Aytur için.  Eserlerinde sadece kendi hikayesini değil, toplumsal hafızanın ve evrensel sancıların izlerini bulursunuz. O, acıyı estetize etmeyi değil, acının içindeki o onurlu duruşu anlatmayı seçenlerden.

Bana göre O bir “Modern Ozan”…

​Onu sadece bir “yazar” olarak kalıba sokmak haksızlık olur. Arzu Aytur, kelimelerle resim çizen, cümlelerle beste yapan bir modern zaman ozanı. Özellikle “Albino Umutlar” ile edebiyat dünyasında kendine has bir yol açtı. Bu yol; gösterişten uzak, tamamen içten gelen bir sesin, okurun kalbine dokunma yolculuğudur.

​Neden “Aytur” Kalemi?

​Onun yazılarında bir “Derin nezaket” vardır. Yani bir şeyi sadece anlatmış olmak için anlatmaz; o cümlenin bir ağırlığı, bir tınısı ve okurda bırakacağı bir tortusu vardır. Okuruyla arasında kurduğu o görünmez bağ, aslında hepimizin ortak hikayesi olan “insan olma” serüvenine dayanır.

Arzu Aytur; gökyüzünün beyazına, umudun en sadesine ve vefanın en derinine talip olan, kelimelerini bir kuyumcu titizliğiyle işleyen, edebiyatımızın naif ama bir o kadar da güçlü sesidir.

Bir başka yazar, bir başka kitapta görüşmek üzere..